Ressam. Ya da gazeteci. Hayır, tam olmadı sanki. Ne seçsem acaba? Avukat desem, yok ya, insanlarla ilişkisi iyi olan, tabiat meraklısı biri ne iş yapabilir ki?... Buldum, rehberlik. Gezi rehberi olsun, hem kendisi gezsin, eğlensin, hem de insanları bilgilendirsin. Adam da turist olur. Oh be, ne güzel fikir. Adamın işini birazdan bulurum, zaten daha zamanım var. O sırada da kendimi tanıtayım sizlere.

Merhaba, ben Alya. 25 yaşındayım ve yazarım. Ama öyle normal yazarlardan değilim. Gerçi, yazarlar normal olmaz genelde, ama benim işim de normal değil. "Kara yazar"ım ben. Televizyonlarda gördüğünüz ve çok beğendiğiniz dizilerin senaryolarını yazıyorum. Ama kara yazarların imzası olmaz, hangi dizilerin senaryosunu yazdığımı bir ben, bir de Allah biliyor. Hep farklı kişilerle çalışırım, kimse de kendinin yalancı olduğunu kabullenmez, adını lekelemek istemez. Bu yüzden hangi dizilerin senaristliğini yaptığım hakta ne ben, ne de diğerleri bilgi sızdırmadı bu güne kadar. En büyük eğlencemi, bu işi kabul etme sebebimin temelini yakında öğreneceksiniz. Bu sefer daha büyük planlarım var. Burada sinsi bir gülüş olduğunu düşünün)))))

Neyse, nerede kalmıştık? Adam için iş seçecektik. Hayır ya, önce bir isim düşünelim. Kıza kendi ismimi koymayı düşünüyorum bu sefer. Bence Alya isminde bir kıza gezi rehberliği çok yakışır. Kara yazarlık daha çok yakışıyor ama) Neyse, bu Alya'nın benden daha akıllı olduğu kesin. Doğru-düzgün iş yapıyor, insanları zor durumlara sokmuyor, hatta kurtarıcılık eğitimi bile almış. Konuşmaya başlayalım, bakalım ne oluyor.

-Alya, nasılsın? İyi gördüm seni.

+Merhaba, iyiyim, siz nasılsınız? Nasıl yardımcı olabilirim?

Evet, görünüşe bakılırsa, işine güzel adapte olmuş, güzel de bir kız.

-İyiyim, teşekkürler. Ne güzel kızsın sen, gözlerin ne renk?

+Mavi.

-Nç, bu olmadı işte, kafamdaki Alya bu değil, yeşil daha güzel yakışır sana... Bakayım, çok güzel oldu. Sen ne düşünüyorsun?

+Bence de böyle daha güzel, hem daha tatlı oldum.

-Aynen öyle, yeşil iyi.

Tatlı olması önemli, konuşurken sıkılacağım birini yazmak istemem. Alya'nın yeşil gözlü, tatlı bir gezi rehberi olması hoşuma gitti. Şimdi adamın seçimini yapmaya başlayalım. Fotoğrafçı olsun. Güzel doğa resimleri de çeker. Dizi de göz zevkime hitap etmiş olur böylece. İzleyeceğin diziyi kendinin tasarlaması muhteşem bir şey ya. Kara yazar olmakla hep gurur duymuşumdur. Sherlock'tan beri icat ettiğin mesleği yapma fikri bana hep cazip gelmişti zaten. İyi ki de aklıma geldi... Konudan uzaklaşmayalım lütfen, kara yazar. Ne diyorduk? Fotoğrafçı adam. 2 metre uzunlukta, hayata küsmüş, insanlara kaba davranan örnek bir başrol seçmeyeceğime göre nasıl biri olmalı diye bir az düşünmem gerek. Kız kolay da, başrol erkeği kurgulamak zor be. "İyi" diyebileceğim adam bile parmakla sayılıyorken, bir de her diziye ayrı bir kişilikte iyi başrol yazmalıyım. İyi olsalar sorun yok ta, iyileri bulmak samanlıkta iğne aramaktan daha beter. Bir odaya kapatıp tüm erkekleri yaksam da, dizi onun üzerine mi kurulsa acaba? Hayır, kızım, kendine gel, olumlu düşün. Turuncu rengi düşün, patlamış mısır düşün. Tuzlu-tuzlu böyle, çıtır-çıtır. Ay, acaba sinemaya mı gitsem? Dikkat diyorum, senaryo yazman gerek, kurguyu yap, sonra nereye istersen gidersin. Tamam, tamam. Fotoğrafçı arkadaşın ilgi odağı ne olsun? Çiçekler, hayvanlar, manzaralar, insanlar. Birini seçmem gerek. Hepsi çok güzel, ama bence hayvanlar olsun. Hatta hayvanlardan birinin resmini çekerken kız hayvanın yanına gitsin, öyle tanışsınlar. Mükemmelim ya, kurgu yaparken yine ilk sahneyi buldum. Peki bu arkadaşın ismi ne olsun?

-Alya, ne dersin? Seveceğin adamın ismini seçme şansı veriyorum sana.

+Hm, bir düşüneyim. Cafer nasıl? Ya da Erdem?

Az önce söylediğimi geri alıyorum, gerizekalı bu kız.

-Cafer ne ya? Erdem ne? Adam fotoğrafçı diyorum, farklılık bulmak için dağlara tırmanıyor, sen bana Cafer diyorsun... Anlaşıldı, yine iş başa düştü. Farklı ve güzel bir isim bulmam lazım... Aha, buldum. Cenan adı güzel.

+Cenan mı? Daha önce hiç duymadım.

-Duymazsın tabi, "Çok güzel hareketler 2" izlemediğin için... Neyse, sen şimdi bu ismi unut. Dizide adını söyleyince ilk defa duymuşsun gibi tepki vermen gerekiyor çünkü.

+Tamamdır.

En iyi yapabildiği iş unutmak, acaba ona çok fazla mı yüklendim, gezi yolunu falan unutup kaybolmasın sonra.

+Duydum, ama bana güvenebilirsin, merak etme.

-Sana değil, kalemime güveniyorum ben, git sen zihin egzersizleri falan yap ta bir işe yara.

+Tamam.

Evet, Cenan'ın görünüşüne geldi sıra. Bu sefer gözlerden yürüyemem. Alya'nın gözleri ön planda, Cenan'da da aynısı olursa, sıkılırım. Bir bakalım.

-Cenan, görünüşün nasıl olsun istersin?

Allahım, ne olur, bu Alya'dan daha akıllı olsun, hiç olmazsa, "kirpik" deyip te beni gıcık etmesin.

+İlla görünüş mü farklı olmalı? Karakterimde bir özellik olsa olmaz mı?

Allahım, sana çok şükür, bu iki Alya'dan da akıllı çıktı. Neyse, çok övmeyeyim de havaya girmesin.

-Güzel fikir, peki ne önerirsin? "Kalbi kırık filozof" önerme, "kafası kırık boşboğaz" yaparım seni.

+Neden hemen parlıyorsun? Hayat her şeye sinirlenmek için çok kısa.

-Güzel konuşuyorsun, yine de kalbi kırık filozof oldu, ama pozitifliği seçtiğin için kafanı kurtarmış oldun. Biliyorsun, romantik komedi'lerde pozitiflik kızlara yapışmış gibi. Söküyorsun da çıkmıyor.

+Evet, daha farklı bir şeyler denemek güzel fikir.

-İyi o zaman, sen pozitif filozof olacaksın. Romantik olmayacaksındır umarım, hiç sevmem çünkü.

+Olur mu öyle, her aşk bir az romantiktir ne de olsa. Hayatın tadını çıkarmalıyız.

-Mantıklı, tamam, kabul ediyorum, ama beni bir daha ikna etmeye çalışma, bu son olsun, tamam mı?

+Tamamdır.

-İkna kabiliyetin de güzel, bir az bunun üzerinde de çalış, ama sakın bana uygulama.

+Baş üstüne, Alya hanım.

-Kara yazar. İsim yok, beni çağırırken "Kara yazar" de, senin için tek bir Alya var, onunla da daha tanışmadın.

+Anlaşıldı.

Neyse, başrollerin kurgulamasının temelini attığımıza göre bu günlük bu kadar yeter. Kara yazar olmanın diğer iyi tarafı da istediğin zaman yazabilmen. Paran bitince ilham perisi kaçmış bir senarist bulsan yeter. Bu kafayla başka bir işte çalışsam, kesin kovulurdum. Yaşasın kara yazar olmak. Hoşçakalın, canım istediği zaman görüşürüz.